Kapadokya’ya övgüler yağdı

Doğal güzellikleri ile bölgeye gelen yerli ve yabancı turistleri cezbeden Kapadokya’ya gezginciler tarafından övgüler yağmaya devam ediyor.


Kocaeli Gölcük’te bulunan Özel Aile Konak Hastanesinde İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Ersin Efetürk isimli gezginci, Kapadokya hakkında gezdiği yerleri tek tek kaleme aldı.

Bölgeye yönelik duygu ve düşüncelerini aktardığı yazıda bölge hakkında çeşitli araştırmalarda yaptığı anlaşılıyor.

Ersin Efetürk, kendisine ait gezidea.com adlı sitede oldukça amatör bir şekilde yazılan bu gezi yazısında kendisinin bir yazar olmadığını, bu yazıları tamamen hobi amaçlı yazdığını da belirtmeden yapamıyor.

Kapadokya Gezidea’sı başlıklı yazıda Ersin Efetürk isimli gezginci şunları belirtiyor;

Tarihi;

İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlar (M.Ö 1750- 700). Asur ve Frigya etkisine girdikten sonra Pers işgaline uğrar. Büyük İskender’in Persleri yenilgiye uğratmasıyla Kapadokya Krallığı kurulur. Osmanlı Devletine kadar Bizans-Roma ve ardından Selçuklular hakim olmuştur.

İsmi nereden geliyor?

Persler döneminde ; Nevşehir, Kayseri,Niğde,Aksaray ve Kırşehir bölgesini içerisine alan bölgeye  güzel atların bolluğu nedeniyle bu anlama gelen KATPA TUKA ismi verilmiş. Zamanla evrilerek Kapadokya haline dönüşmüş.

Oluşumu;

Kapadokya bölgesi 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasan Dağı ve Güllü Dağı’nın aktif volkanlarken püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Adeta doğanın emeği bölgeyi ilmek ilmek işleyerek peri bacalarına dönüştürmüş.

Biz neler yaptık?

Öncelikle bu ‘güzel atlar diyarı‘nı gezmek dolaşmak için 2 tam gününüzü ayırmanızın yeterli olacağını söyleyeyim. Bu süre, yaptığınız aktivite türlerine ve bunlara ayırdığınız zamana göre değişebilir.

Biz, bir gün önce Kayseri’de konaklamıştık. Yakın olmanın avantajı ile sabahın erken saatlerinde Kapadokya’ya vardık. Yaklaştıkça o muhteşem balonlu gökyüzü görüntüsü ile karşılaştık. İçimde beliren heyecan araç kullanmama da yansıdı, biraz hızlandım. Hep kartpostallarda gördüğümüz o büyülü manzaraya ilk dakikadan canlı şahitlik ediyorduk.

Kapadokya’ya geliş anımız

2 gün konaklayacağımız otelin olduğu Göreme’ye vardık. Balon turunu bitirmiş insanlar yavaş yavaş geri dönüyorlardı. Onların yüzlerindeki o ‘bambaşka sıra dışı bir tecrübe yaşamışlığın’  mutluluğu ile çocuksu heyecanı karışımı ifadesini hissedebiliyordum.  Erken vakitte çoğu yer kapalı idi. Haliyle acıkmıştık da. Arayışımızın sonunda afiyetle sımsıcak bir çorba içebileceğimiz lokanta bulabildik. Günün ilk ışıkları içimizi ısıtmıştı ki, Eylül ayının sonunda Kapadokya’nın gece ısısı küçümsenmeyecek kadar düşüyordu. Karnımız doyduktan sonra elimize haritamızı aldık ve 48 saatlik gezimize başladık..

İlk durağımız Uçhisar Kalesi ;

Uçhisar kalesine bakmak da, Uçhisar kalesinden uzaklara bakmak da güzel. Bölgenin en yüksek noktası. Tarihte ilk olarak kimlerin gelip kullandığı net belli değil ancak 20. yüz yılın ortalarına kadar kalenin içinde yaşanıldığı sanılıyor. Kalenin zirvesinde basit kaya oyma mezarlar bulunmakta. Ayrıca çevreye uzanan tünellerin olduğu ve halen esrarını koruduğu söyleniyor. Nevşehir-Göreme arasında bulunan Uçhisar kalesinin gecesi gündüzü ayrı güzel. Giriş için müze kart geçerli değil. 2017 Eylül’de giriş ücreti 7 TL idi.

Ardından Güvercinlik Vadisi;

Uçhisar Kalesinden de görülebilen, geçmişte yapilan güvercin yetiştiriciliğinden adını alan ve halen çeşitli güvercin türlerinin yaşadığı Güvercinlik Vadisi görülmeye değer. Uçhisar Kalesine çok yakın konumda. Açık bir alan. Her hangi bir ücreti yok.

Güvercinlik Vadisi ve solda Uçhisar Kalesi

Sırada Ihlara vadisi var. Aksaray ili sınırları içinde yer alan Ihlara Vadisi’ne uzaklık Göreme’den yaklaşık 70 km. Güzergahımız üzerinde bulunan Derinkuyu ve Kaymaklı Yer altı şehirlerini görme fırsatı yakaladık.

Kaymaklı yer altı şehri

8 katlı şehir savunma amaçlı yapılmış. Antik çağlarda savunmak, saklanmaktan ibaretmiş. Günümüzdeki savaş aletlerinin olmayışını düşününce mantıksız değil. İçini gezerken daracık kanallardan yürümek zorunda kaldık. Bunun sebebinin; o dönemde yaşayan insan boylarının kısalığından mı, yoksa ani baskınlarda düşmanın hızlı hareket etmesini engellemek amacıyla mı böyle inşa edildiği halen cevabını bulmamış bir soru. Kilise, vaftiz taşı, mezarlık ve sürgü taşı şehrin dikkat çeken noktaları. Yer altı şehirlerinin sokaklarında gezmek binlerce yıl öncesine götürüyor insanı. Nasıl bir yaşam sürdüklerini düşünmek hatta anlayabilmek sanırım az da olsa mümkün.. Giriş ücreti 25 TL, müze kart geçerli.

Yer altı şehrinin dar sokakları

Bölgedeki onlarca yer altı şehrinden bir tanesi de Derinkuyu yer altı şehri.. Adını yerin 60 metre kadar derininde bulunan yaklaşık 50 tane içme suyu kuyusundan almış. Hitit, Asur ve Bizans dönemine ait kalıntılara rastlanmış. Yer altı şehirlerinden en az birini mutlaka görmenizi tavsiye ederim. Giriş ücreti 25 TL, müze kart geçerli.

Yer altı şehirlerini de gördükten sonra ver elini Ihlara vadisi;

Bir kanyon vadi olan Ihlara vadisi doğa, tarih, sanat ve kültür olgularını bir arada bulabileceğiniz efsane bir yer. Burada olmak harika. Tektonik yükselme ve volkanik püskürmenin ardından Melendiz Dere’sinin zamanla toprağı aşındırması sonucu oluşmuş. Uzun yoldan gelip, dere üzerine kurulmuş çardakta sac tava ile karnımızı doyurduk. Enerjimizi aldık. Ihlara vadisine doğru şöyle bir giriş yaptık. Yaklaşık 14 km olan yürüyüş parkurunu tabi ki tamamlamaya gayret edemedik 🙂 Kaya oyması freskli kilise ve şapeller günümüze kadar ulaşmış. Ancak görecek daha çok yerimiz olduğu için  bu eserleri de maalesef göremeden Göreme’ye döndük:)

Ihlara vadisi

ATV turu için; daha önceden konuştuğumuz firmanın belirlediği saatte çıkış noktasında olduk. İlk kez ATV kullanma heyecanı sardı.. Red Valley(Kızıl Vadi)‘den başlayan ATV turumuz tozlu topraklı yollarda kararan havaya rağmen devam etmişti. Kızıl Vadi Ortahisar bölgesinde yer alıyor. Kızıl tüf kayaları gün batımı sırasında iyice kızarıyor. Dönelim ATV’ye. Kullanırken hem dikkatli olunmalı hem de toza karşı önlem olarak mutlaka bir maske veya bandana kullanılmalı. Kaskı zaten tur organizasyonu temin ediyor. 2 saatlik ATV turunun ücreti 120 TL. Rehber eşliğinde turumuzu bitirip akşam için bir başka Kapadokya bölgesi olan Avanos’a yönlendik. Kızılırmak kenarında vakit geçirip Sultan Abdülhamit döneminde yapılan tarihi Taş Köprü’den geçerek yürüyüşümüz tamamladık. Çok geçe kalmadan tekrar Göreme’deki otelimize döndük ki , sabahın 5 inde uyanıp balon turumuz için hareket edecektik.

Red Valley (Kızıl Vadi)

Bu arada kaldığımız otel mağara tipi oteldi.  Toplam 7 odalı bir butik otel. Teknik aksaklıklar yaşadığımız için burayı önermeyeceğim. Ancak bu ayarda bir otelde kalmanızı tavsiye ederim. Çünkü neredeyse tüm günü dışarıda geçirdik. Otele sadece uyumaya geldik. Bunun için, oda+kahvaltı  şeklinde 2 kişi için 1 gece fiyatı olarak 100 TL’lik bir ücret son derece uygun diye düşünüyorum. Fazlasına inanın gerek yok.

Mağara otel odası

Deselerdi inanmazdım balona binip yerden 1000 metre yukarıda gezeceğime. Yükseklik korkusu malum. Kapadokya’nın mistik havası mı desem, tabularımı yıkma deneyişim mi desem, bir sebepten kendimi balon turu yolculuğunda buldum. Hava henüz aydınlanma belirtisi göstermeye başlamamışken yola koyulduk. Oldukça kalabalık bir toplulukla birlikte beklemeye başladık. Zaman geçip kalkış anı yaklaştıkça heyecanım bir kat daha artıyordu. Bu balon nasıl havalanıyor ki? Acaba bir sorun olur mu ki? Vazgeçsem pişman olur muyum ki? sorularının beynimi kemirdiği anları unutamam.. Sonunda vaktimiz geldi. 4 kişiydik, bizi de diğer 20 kişi gibi sepete koydular 🙂 ve 24 kişi tamamlandı. Zaten bir turun maximum kapasitesi 24 kişiymiş.

Balonda gün doğumu

Yerden yükselmeye başladıkça korkum ve heyecanım azaldı , yerlerini hayranlık ve anın tadını çıkarmaya bıraktılar.   Pilotumuz iniş anında yapacaklarımızı anlatıyordu. Bunları pür dikkat dinlemek gerek. Bölgenin nadir kadın pilotlarından biriyle seyahat ettik. Niyahet gün doğdu, biz de bu şahane enstantaneyi büyük bir keyifle izledik. Bol bol fotoğraf çektik. Peri bacalarının aralarında süzüldük durduk. Bittiğinde sepetten indik ve sadece şunu düşündüm ; İYİ Kİ..

Balon turunun ardından yine ATV ile bu kez de Love Valley'(Aşk Vadisi) ‘e doğru yol aldık. Dünkü ATV safarisinin plan dışı erken bitmesini telafi etmek için firmanın bu nezaketini geri çeviremezdik 🙂

ATV’lerimizi bıraktıktan sonra Göreme Açık Hava Müzesi’ni gezdik. Kaya bloklar içinde evler, yemekhaneler, kiliseler ve yaşam alanları bulunan ve M.Ö 4. yy’dan 13. yy’a kadar medeniyetlerin manastır hayatına ev sahipliği yapmış bu vadi görülmeye değer. Kapadokya ile özdeşleşmiş bu müzede en temel peri bacaları ve kiliseler bulunuyor. En meşhurları; Elmalı,Yılanlı,Aziz Barbara ve Karanlık kilise. Hem geometrik çizimler hem de daha sonraları Hz. İsa’nın hayatından kesitlere yer verilen freskler resmedilmiş. Göreme açık hava müzesine giriş için müze kart geçerli. Bilet ise 30 TL. Karanlık Kilise’ye girmek için ilave 10 TL ücreti bulunuyor.

Zelve Ören Yeri; bir sonraki durağımızdı. Peri bacaları, ismini buradan almış desek yanlış olmaz. Çünkü Zelve, bölgede peri bacalarının en yoğun olarak bulunduğu yer. Vadideki peri bacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir. Şapkalı peri bacaları da denebilir. Yine Hristiyanlığın önemli kilise ve şapellerinin bulunduğu yerleşim ve din merkeziymiş.

Zelve’ye sadece 1 km. uzaklıktaki Paşa bağları vadisinde ‘3 güzeller’ adıyla nam salmış peri bacalarını da görme fırsatımız oldu. Sanki bir ressamın fırçası ile çizilmiş gibi değiller mi?

Üç güzeller – Paşabağları

Akşam yemeğinde bölgeye has Testi Kebabını yemek için rezervasyonumuzu yaptırıp , Göreme’nin gece ışıklarında manzarasını izlemek üzere seyir tepesine çıktık .

Kapadokya Göreme – Gece manzarası

Testi kebabı ritüelini , bizzat kendimiz testileri kırmak suretiyle gerçekleştirdik. İşte şimdi gerçek Kapadokyalı olduk. Afiyetle de yedik. Ustanın ellerine sağlık. Akşam yemeğine bir kaç saat kala yer ayırtıp sipariş vermek isabetli oldu.

Gitmeden önce;

Yola çıkmadan önce son durak  Güray Müze.. Buraya kadar gelmişken çömlek yapmayı denememek olmazdı. İşi bilen bir ustanın yardımıyla geçtim döner aletin başına. Bir tabak yapıverdim. Olmuştu. Evet insan bir şey üretince hoşluk hissediyor. Ortaya çıkan şey tıpkı ilk çağlarda yapılıp günümüze kadar ulaşan eski tabaklar gibiydi. Müzede de birbirinden güzel eser sergileniyor. Satışa da sunuluyor ayrıca. Gözümün pasını bu eserlere bakarak siliyor ve dönüş yoluna koyuluyoruz..

En içten duygularımızla ayrılıyoruz Kapadokya’dan. O kadar değişik bir coğrafya ki insana yer yüzünün neresinde olduğunu unutturacak kadar.

Kapadokya için , hadi şimdi, valizini hazırla!’

YAZAR: NEVŞEHİR KENT HABER

Nevşehir Kent Haber gazetesinde çalışıyor

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

SGK’dan uyarı: Bugün son gün

Nevşehir İl Sosyal Güvenlik Kurumu Nevşehir İl Müdürlüğü tarafından vatandaşlara gelir testi uyarısı yapıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir